Kaybediyoruz, Ama En Azından Mizahla

Kudüs’ten ılımlı ekip, yazın başarısız tercihlerinin ardından Ocak ayında yabancı transferleri değerlendiriyor – bu tek komik unsur değil
Kudüs’teki lig maçının ilk dakikasında Hapoel Jerusalem gol yiyor (Screenshot: Sport 1)
Kudüs’teki lig maçının ilk dakikasında Hapoel Jerusalem gol yiyor (Screenshot: Sport 1)

Beklenen oldu ve neredeyse tam zamanında geldi. İşaretler uzun süredir ortadaydı, bu yüzden geçen hafta sonundaki yenilgi daha da can yakıcıydı. Oyun zayıf ve kolay okunurdu, buna rağmen Kudüs’ten ılımlı ekip, Hapoel Jerusalem, profesyonel kadrosuyla birlikte defalarca başarısız olduğu kanıtlansa da aynı formüle geri dönmeye devam ediyor.

Hedeflerle gerçeklik arasında açık bir kopukluk var. Hapoel Jerusalem şu aşamada yaratıcı ya da estetik bir futbol oynamaktan uzak ve dürüst olmak gerekirse buna ihtiyacı da yok. Bu, stil değil puan arayan bir takım. Yazarın bakış açısına göre, Matan Hozez ve Guy Badash’ın sürekli tercih edilmesi – Badash’ın yenilen golde doğrudan payı varken – ciddi soru işaretleri doğuruyor. Birlikte oynadıklarında tempoyu düşürüyor ve takımı yanlış anlarda savunmasız bırakıyorlar. Zorlu bir fikstür yaklaşırken, umulan tek şey gerçekçiliğin inatçılığın önüne geçmesi.

Hapoel Jerusalem hangi “yarışma programını” oynuyor?

Kulübün son dönemdeki adımları rahatlıkla “Hangisi daha utanç verici?” başlığı altında toplanabilir. Açılış bölümü, Silva Jardel’in gönderilmesiyle başladı. Bu karar, yabancı transfer politikasında giderek daha tuhaf hale gelen hikâyenin bir başka bölümüydü. Üst lige dönüşten bu yana Hapoel Jerusalem’in yabancı oyuncu tercihleri, planlı olmaktan çok tesadüfi görünüyor.

En kötü transfer unvanı için rekabet sert, ancak yazara göre Makedon kaleci hâlâ listenin zirvesinde. Özellikle ödenen bedel dikkate alındığında. Yaz transfer döneminde alınan dört yabancıdan üçü şimdiden ayrıldı, biri ise belirsizliğini koruyor. Buna “scouting başarısızlığı” demek bile fazlasıyla nazik kalıyor.

Dernek üyelerine gönderilen mesajın arkasında ne vardı?

Yönetim kurulu da sahneye çıkmakta gecikmedi. Gergin derbiden üç hafta sonra üyelere gönderilen mesajda, perde arkasında çalışıldığı belirtildi ve Kudüs bölgesindeki Moria Polis Karakolu komutanıyla bir görüşme planlandığı açıklandı. Zamanlama, üslup ve böyle bir duyuruya duyulan ihtiyaç, bu adımı da aynı utanç kategorisine taşıdı. Sessizlik muhtemelen daha akıllıca bir tercih olurdu.

En az bunun kadar tuhaf olan ise, Hapoel Jerusalem’den dolaylı olarak sızdırıldığı iddia edilen ve Ocak ayında Don Cedric ile Ohad Almog hakkında sözde teklifler üzerinden gündem yaratmayı amaçlayan haberlerdi. Yazarın değerlendirmesine göre bu, basit bir medya ördeğinden ibaretti.

Ocak ayında Hapoel Jerusalem’den kimler ayrılabilir – sürpriz var mı?

Ocak transfer dönemi hazırlıkları sürüyor ve kulüp iki pozisyona takviye yapmak istiyor: bir defansif orta saha ve bir forvet. Goni Naor ile Eylon Almog’un pencerenin hemen başında kadroya katılamama ihtimali, teknik ekibi yabancı alternatiflere yöneltti. Son yıllardaki tabloya bakıldığında, yazar bu durumun alarm zillerini çalması gerektiğini düşünüyor. Yabancı transferler tekrar eden bir zayıf nokta oldu.

Aynı eleştirel çerçevede savunma hattında da değişim ihtiyacı göze çarpıyor. Pahalı bir stoper olan Domgjoni’nin neredeyse her devre oyundan alınması, teknik direktörle uyum sorununu açıkça gösteriyor. Uyumun olmadığı bir durumda mevcut düzeni sürdürmek kaynak israfından başka bir şey değil.

Bu arada, Matan Hozez cephesinden rolü ve statüsüne dair memnuniyetsizlik sinyalleri geliyor. Özellikle yurt dışına açılma hayalinden vazgeçmemişken. Yazarın görüşüne göre, uygun bir çözüm bulunması her iki taraf için de faydalı olabilir.