İsrail Savunma Bakanlığı ile Kudüs Belediyesi, bu hafta imzalanan bir çatı anlaşmasıyla kentin güvenlik, teknoloji ve sivil yaşam açısından aktif bir merkez olarak konumunu uzun vadede güçlendirecek bir süreci başlattı. Anlaşma, savunma sistemine ait önemli altyapıların Kudüs’e taşınmasını düzenlerken, ulusal güvenlik ile kentsel kalkınmayı doğrudan birbirine bağlıyor.
Anlaşmanın merkezinde, kentin ana giriş bölgesinde Savunma Bakanlığına bağlı bir birimin kurulması yer alıyor. Buna savunma araştırma ve geliştirme birimi, askeri kolejlerin Glilot’tan Kudüs’e taşınması, Mandel Enstitüsü yakınında bir askeri müzenin inşası, askerlik şubesinin modernizasyonu ve kariyer askerler için konut projelerinin hayata geçirilmesi dahil ediliyor.
Savunma altyapısı neden Kudüs’e taşınıyor?
Bu adım, ulusal güvenliğin yalnızca uzak üslerden yönetilmediği, aksine kentsel dokunun merkezine entegre edildiği anlayışını yansıtıyor. Toplu taşımaya yüksek erişimi olan bölgelerde askeri kolejlerin konumlandırılması, yüzlerce subay ve personelin hizmet almasını sağlarken çevre mahalleleri güçlendirmeyi ve yerel ekonomiye katkı sunmayı hedefliyor.
Savunma Bakanı İsrael Katz şunları vurguluyor: “Kudüs’e olan derin bağlılığım her kamu görevimde bana yol gösterdi, savunma sistemi Kudüs’ün temel faaliyet alanlarımızın merkezi haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor, kentin bölünmesi çağrılarına karşı hükümetin tutumu nettir: Kudüs bölünmeyecek ve bu anlaşma Kudüs’ün inşa edilmeye, gelişmeye ve güçlenmeye devam ettiğinin açık bir mesajıdır”.
Kentte hangi yeni savunma projeleri planlanıyor?
Anlaşma kapsamında, kamusal açık alanları koruyan entegre bir kentsel gelişim anlayışıyla askeri müze inşa edilmesi, askerlik şubesinin gelecekteki ihtiyaçlara uygun şekilde kapsamlı biçimde yenilenmesi ve Savunma Bakanlığına bağlı yeni bir teknolojik birimin kurulması öngörülüyor. Buna paralel olarak, ordu insan kaynakları birimiyle iş birliği içinde kariyer askerler için konut projeleri ilerletiliyor.
Kudüs Belediye Başkanı Moşe Lion, bu adımın kente olan güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, savunma altyapısının başkentte konumlanmasının yerel ekonomiyi güçlendireceğini ve yeni büyüme merkezleri yaratacağını ifade ediyor.
Savunma Bakanlığı Genel Direktörü, emekli Tümgeneral Amir Baram ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Ulusal güvenlik aynı zamanda güçlü ve gelişen bir Kudüs demektir, bu anlaşma şehir genelinde on binlerce metrekarelik savunma tesislerinin inşası için temel oluşturuyor ve buradan uygulama aşamasına geçiyoruz”.
Çatı anlaşması, Kudüs’ü yalnızca sembolik bir başkent değil, güvenlik sistemleri, teknolojik gelişim ve sivil yaşamın kesiştiği aktif bir merkez olarak konumlandırıyor ve kentin önümüzdeki on yıllardaki yönünü şekillendirebilecek bir adım olarak görülüyor.


