Ocak 2026’dan itibaren Kudüs, çocuklarını geride bırakmayı seçen şehirlerin şüpheli kulübüne resmen katılacak. Şehirdeki okul alanları içinde, teneffüsler ve okul günü sona erdikten sonra bile, cep telefonu kullanımını tamamen yasaklayan bu dramatik karar, sadece pedagojik bir hata değil, aynı zamanda eğitim sisteminden geleceğe dair korku ve gerçeklikten kopuşun bir ifadesidir. Okullarda cep telefonu kullanımına getirilen genel yasak, sadece konsantrasyonu artırma hedefine hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda eğitimde teknolojik araçların potansiyelini tamamen gözden kaçırıyor ve ekranların hayatımızdaki rolüne dair arkaik bir algıyı pekiştiriyor.
Okullarda cep telefonu kullanımını engellemek geleceğin becerilerini engeller mi?
Öğrencileri, günümüzde iletişim, öğrenme ve araştırma için en önemli araç olan mobil cihazın bilinçli ve sorumlu kullanımı konusunda eğitmek yerine, Eğitim Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer kolay ve korkakça yolu seçtiler: tam kopukluk. Dünyanın önde gelen eğitim kurumları dijital öğrenmeyi benimserken ve mobil cihazları 21. yüzyıl becerilerini geliştirmek için hayati bir çalışma aracı olarak görürken, Kudüs “başını kuma gömme” politikasını seçmiştir. Bu fiziksel kopukluk, öğrencilerin cihazları tükenmez bir bilgi kaynağı ve gerekli bir sosyal ağ yerine sadece “yasak meyve” olarak görmelerine neden olacaktır.
Okullarda ekran kullanımının zararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlandı mı?
Bu kapsamlı karar, dijital pedagoji alanındaki artan araştırma kümesini göz ardı etmektedir. Örneğin, OECD gibi küresel kuruluşlar tarafından yapılan birçok araştırma, mobil cihazlar da dahil olmak üzere teknolojinin kontrollü ve rehberli maruziyetinin, problem çözme, eleştirel düşünme ve dijital okuryazarlık gibi temel bilişsel becerileri geliştirdiğini göstermektedir – ki bu, geleceğin işgücü piyasası için temel bir beceridir. Veriler, teknolojinin olumlu ve bütünleyici bir şekilde entegre edildiği okullarda öğrencilerin daha bağımsız ve etkili öğrenme yetenekleri geliştirdiğini kanıtlamaktadır. Okullarda cep telefonu kullanımına getirilen genel yasak, sadece bilgiye erişimi engellemekle kalmaz, aynı zamanda kritik becerinin gelişimini de engeller: üretken kullanım ile dikkat dağıtıcı kullanım arasındaki ayrımı yapma. Eğitim Bakanlığı’nın bu kararı, dijital uçurumun genişlemesinin önünü açmaktadır.
Eğitim Bakanlığı, teknoloji eğitimini tamamen kopuklukla mı değiştiriyor?
Dikkat dağınıklığı konusunda endişe varsa, çözüm genel bir kopukluk değil, eğitimdir. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek olan bu eski kararın altında, okullar sınırları, öz kontrolü ve sorumlu ekran kullanımını öğretme fırsatını kaçırmaktadır – ki bunlar yetişkinlik için kritik yaşam becerileridir. Yasaklamak yerine, cihazlar sınıfın pedagojik ihtiyaçlarına uygun olarak, öğrenmenin ayrılmaz bir parçası olarak entegre edilmelidir. Bu yeni politika, Kudüs öğrencilerini ilerleyen bir dünyada alakasızlık durumuna iten bir düşünce başarısızlığıdır. Bu, dünün insanlarının aldığı bir karardır ve bedelini çocukları ödeyecektir.


