Kudüs’teki hastaneler, özellikle dahiliye servislerinde olmak üzere, grip nedeniyle yatırılan hasta sayısında son günlerde istikrarlı bir günlük artış bildiriyor. Acil servislerdeki yoğunluk, boş yatak sayısındaki azalma ve personelin artan yükü şimdiden hissediliyor; hastaneye yatışlarda ise hâlâ bir yavaşlama görülmüyor.
Hadassah Ein Kerem ve Hadassah Mount Scopus, Shaare Zedek ve Bikur Cholim’in yanı sıra Doğu Kudüs’teki Augusta Victoria, Al-Makassed ve St Joseph hastanelerinde aşıyı teşvik etmek ve yayılımı sınırlamak için çabalar yoğunlaştırıldı. Sağlık fonları da erişimi artırdı, ancak bu adımlar grip dalgası sistemin içine girmişken atılıyor.
Kudüs’ün toplumsal yapısı tabloyu daha da zorlaştırıyor. Ultra-Ortodoks gruplar, Müslümanlar ve diğer geleneksel topluluklar arasında dini ve kültürel nedenlerle, kimi zaman da sağlık kurumlarına güvensizlikten ötürü aşılama oranları düşük kalıyor. Bunun sonucu olarak hastalar daha ileri evrede hastaneye başvuruyor, yatış süreleri uzuyor ve kapasitesinin sınırında çalışan servislerin üzerindeki baskı artıyor.
Grip, özellikle bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar arasında yayıldığında ciddi bir tıbbi aciliyete dönüşebiliyor. Başta hafif görünen mevsimsel enfeksiyon, kısa sürede zatürreye, solunum sıkıntısına ve mevcut hastalıkların hızla ağırlaşmasına yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş olan bebekler ve küçük çocuklar günler içinde hastaneye yatırılabiliyor; yakın izlem, oksijen ve yoğun bakım desteği gerekebiliyor. Ağır vakalarda grip ve komplikasyonları hayatı tehdit ediyor ve hastane kapasitesi üzerinde anlık baskı yaratıyor.
Kudüs’teki hastanelerde kapasite baskısı – şu anda neler oluyor?
Dahiliye servislerinde baskı giderek artıyor. Yataklar hızla doluyor, bekleme süreleri uzuyor ve sağlık ekipleri sürekli yüksek yük altında çalışıyor. Hasta sayısı arttıkça manevra alanı daralıyor ve hastaneler kapasiteyi neredeyse saat saat yönetmek zorunda kalıyor.
Mevsimsel grip – dünya şehirleri bunu nasıl yönetiyor?
Kudüs’te yaşananlar diğer büyük şehirlerde görülen örüntülerle örtüşüyor. Londra, Paris, Berlin ve New York’ta önceki kışlarda dahiliye servisleri erken dönemde dolmuş; temel hizmetleri sürdürebilmek için acil olmayan işlemler ertelenmişti.
Grip aşısı – kapasite hâlâ korunabilir mi?
Dalga sürerken bile aşılama, ağır vakaları azaltmak ve yatışları sınırlamak için kritik bir araç olmaya devam ediyor. Kudüs’te ise mesele yalnızca tıbbi değil; güven, erişim ve önleyici bakıma mesafeli topluluklarla iletişim de belirleyici.
Önümüzdeki haftalar, Kudüs’ün sağlık sisteminin baskıyı dengeleyip dengeleyemeyeceğini ya da hastanelerin kış boyunca kapasite sınırında çalışmak zorunda kalıp kalmayacağını gösterecek.


