Kudüs’te Harlem – Eğitim Yok, Şiddet Var

Görüntü: Kudüs’te şiddet dolu bir hafta sonu, kamu çalışanlarına yönelik saldırılar sokakta kameralar önünde yaşandı
Kudüs’te hafta sonu yaşanan şiddet sırasında bir temizlik çalışanına yönelik saldırının görüntüsü
Kudüs’te hafta sonu kamu çalışanlarına yönelik saldırı anları sokak görüntülerine yansıdı

Hafta sonu boyunca Kudüs’ün kalbinden gelen görüntüler, kamusal alandaki şiddetin endişe verici boyutlarını bir kez daha ortaya koydu. Ramot mahallesinde bir temizlik görevlisi ve bir toplu taşıma otobüsü şoförü, günlük görevlerini yerine getirirken şiddetli saldırıya uğradı. Sokak kameralarına yansıyan bu olaylar, sıradan bir polis haberi olmanın ötesinde, şehir merkezinde sınırların, otoritenin ve sivil düzenin aşınmasını gözler önüne seriyor.

Saldırılar ne geç saatlerde ne de ıssız bir noktada gerçekleşti. Gün ışığında, işlek bir sokakta, tereddüt göstermeden yapıldı. Temizlik çalışanı yaralanarak tıbbi müdahaleye ihtiyaç duydu, otobüs şoförü de saldırıya uğradı ve kamu aracında hasar oluştu. Etki yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda kentsel güvenlik duygusunu da sarstı.

Kudüs’te şiddet neden sıradanlaşıyor?

Kudüs’te şiddet artık istisna değil. Son yıllarda, önceden bir anlaşmazlığa dayanmayan saldırılarda artış gözlemleniyor. Şiddetin açık ve rastgele biçimde yaşanması, öz denetimin kaybolduğuna ve saldırganlığın bir ifade biçimi olarak olağanlaştığına işaret ediyor.

Sorun faillerin yaşı ya da kimliği değil, otoritenin zayıfladığı, sınırların belirsizleştiği ve sonuçların geciktiği bir kent kültürüdür.

Kudüs’te kamu çalışanları neden hedef alınıyor?

Otobüs şoförlerine ve temizlik çalışanlarına yönelik saldırılar tesadüf değil. Bu kişiler günlük düzenin ve kamusal hizmetin görünür temsilcileridir. Onları hedef almak, kamu hizmetinin artık otomatik bir saygı ve koruma görmediği mesajını verir.

Kamu çalışanlarına sokakta yönelik şiddet, yalnızca mağdurları değil, kentin olağan yaşamı koruyabilme kapasitesine duyulan güveni de zedeler.

Kudüs, yurtdışındaki şiddetle anılan kentlere mi benzemeye başlıyor?

Harlem benzetmesi coğrafi değil, yapısaldır. Eğitimin uzun süre ihmal edildiği, toplumsal bağların zayıfladığı ve müdahalenin geciktiği kentler benzer yollar izledi. New York’taki Harlem, Paris banliyöleri ve Londra’nın bazı bölgeleri erken uyarı işaretleri göz ardı edildikten sonra kentsel şiddetin sembolleri haline geldi.

Kudüs henüz orada değil. Ancak şiddetin şehir merkezinde açıkça kayda geçmesi, kentlerin nasıl adım adım kontrol kaybettiğini inceleyenler için tanıdık bir tablo oluşturuyor.

Yalnızca polis müdahalesi Kudüs’te suçu durdurabilir mi?

Kudüs Bölge Polisi şu açıklamayı yaptı: “İhbarların alınmasının ardından polis ekipleri tüm mevcut imkanları kullanarak şüphelileri tespit etmek için hızlı ve kararlı şekilde harekete geçti. İki şüpheli gözaltına alındı, sorguya alındı ve mahkeme tarafından tutukluluk süreleri uzatıldı. Kamusal alanda, özellikle kamu çalışanlarına yönelik her türlü şiddete karşı kararlı şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Güvenlik önlemleri önemlidir, ancak sonuçlarla mücadele eder. Kudüs’te suç yalnızca gözaltılarla ortadan kalkmaz. Eğitim, net sınırlar ve etkin bir sivil varlık güçlendirilmedikçe şiddet kamusal alan üzerinde baskı kurmaya devam edecektir.

Kudüs bugün sessiz ama net bir tercihle karşı karşıya: kurallarla ve sorumlulukla yönetilen bir şehir mi, yoksa kendi kurallarını dayatan bir sokak mı?