Pazartesi sabahı Kudüs’ün Romema bölgesinde özel bir kreşin içinde yaklaşık dört aylık iki bebek ölü bulundu. İlk bulgulara göre, kapalı bir odada dikkatsizce çalıştırılan bir ısıtıcının yaydığı zehirli gaz bebekler tarafından solundu. Geçici ısıtma cihazlarından çıkan toksik maddelere maruz kalmış olabilecek elliden fazla küçük çocuk hastaneye sevk edildi. Dakikalar içinde sakin bir daire acil bir sahneye dönüştü, kurtarma ekipleri sokağı doldurdu, ebeveynler panik içinde çocuklarını aramaya başladı.
Polis soruşturma başlattı, sağlık ekipleri zehirlenmenin kesin nedenini belirlemeye çalışıyor ve yetkililer, ruhsatsız olduğu iddia edilen bir kreşin yoğun bir ultra-Ortodoks mahallenin ortasında nasıl faaliyet gösterebildiğini inceliyor. Isıtma ve havalandırmaya dair teknik soruların ötesinde, Romema’daki bu trajedi çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor – Böyle bir yerin çalışmasına kim izin verdi ve bebekleri oraya göndermeye kim karar verdi?
Ultra-Ortodoks bölgelerde ruhsatsız kreşler nasıl faaliyet gösteriyor?
Romema geri kalmış bir bölge değil. Eğitim kurumları ve güçlü bir topluluk ağı bulunan, eski ve düzenli bir ultra-Ortodoks mahalle. Buna rağmen, tam merkezinde, denetimsiz ve temel güvenlik koşulları olmadan çalışan ruhsatsız bir kreş bulunduğu iddia ediliyor.
Kapalı topluluklarda bu tür yapılar bilinen bir olgu. Onaylı merkez eksikliği, yetkililere derin güvensizlik ve iç kontrolü koruma isteği, resmi denetim dışındaki kurumlara alan açıyor. Komşu tavsiyesi resmi izinlerin yerini alıyor, kişisel tanışıklık profesyonel denetimin önüne geçiyor.
Ebeveynler çocuklarını ruhsatsız kreşe gönderdiğinde sorumluluk kime ait?
Ruhsat meselesinin yanı sıra, ihmal ve sorumsuzluk sorusu da gündemde. Kapalı bir odada, uygun havalandırma ve profesyonel gözetim olmadan geçici ısıtıcı kullanılması ciddi bir güvenlik ihlaline işaret ediyor.
Bakıcıları veya işletmecileri suçlamak kolay, ancak ebeveynlerin rolü göz ardı edilemez. Ruhsatsız, izinsiz ve denetimsiz olduğu iddia edilen bir merkeze birkaç aylık bir bebeği emanet eden herkes bilinçli bir risk alıyor.
Herkesin birbirini tanıdığı toplumlarda, kişisel güven çoğu zaman temel güvenlik kurallarının önüne geçiyor. Ruhsat, denetimli merkezlerle kontrolsüz yerler arasındaki hayati fark yerine basit bir bürokratik ayrıntı olarak görülüyor. Romema’daki trajedi, bu yaklaşımın ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.


