Şef Avi Levy, Kudüs’ün Jaffa Caddesi’ndeki “Hamotzi” adlı restoranını sessizce sahadan çekiyor. Ancak tadı ve hatırası şehirde kalıyor. Restoran kapısının önünde iki selvi ağacı duruyor – ve bilinen hâliyle “Hamotzi,” son günlerde suskunlaştı. Yapraklardaki toz, kuruyan toprak ve yerdeki sigara izmaritleri, içerde ve dışarda hayatın yavaş ama ağır bir şekilde sönüşünü anlatıyor gibiydi. Mahane Yehuda Pazarı’ndan harira, kuskus ve kubbeh kokusunu duyup içeri giren insanlar için bu ağaçlar sanki sessiz birer bekçiydi.
Başka bir pencerede solmuş eski bir sandalye duruyor – Avi Levy’nin annesinin her gün oturup Kudüs’e özgü tatlılar ve kurabiyeler yaptığı sandalye: ma’amoul, şabakiye, hurmalı kurabiyeler, haşhaşlı tatlılar, tishpishti ve kahveye batırılan tuzlu bisküviler. Annenin altın elleri ve oğlunun ustalığıyla benzersiz bir mutfak doğmuştu. On dört yıllık başarı bu hâliyle sona eriyor; belki bir gün başka ellerde yeniden hayat bulacak.
Kudüs Hafif Raylı Hattı – Sessizce Kapanan Bir Perde
Hafif raylı tren Jaffa Caddesi’nden süzülürken, vagonların içinden insanlar bir zamanlar kahkaha ve lezzetle dolu bu yere bakıyor – şimdi sessiz. Savaş dönemlerinden saldırılara, raylı sistem inşasından pandemiye kadar ayakta kalan Hamotzi, artık sakin bir döneme gidiyor. Bir zamanlar Kudüs’ün ev yemeklerinin simgesi olan bu yer, kurucusuna sessiz bir işaret bırakıyor.
Zoharei Hama Sinagogu Önünde – Kalan Yankı
49 yaşındaki Avi Levy, Kudüs’te doğup büyüdü, “Master Chef” yarışmasını kazandı ve bir hayali gerçeğe dönüştürdü. Ancak hayaller günlük bakım, büyük yatırım, bitmeyen emek ve umut ister. Bu sahadan çekildiğinde, belki de fırın soğusa bile mutfak ışığının kalpte yanmaya devam ettiğini anladı.
“Hamotzi” sadece bir restoran değildi. Bir adamın çocukluğunu pişirdiği, bir şehrin duvarları arasında sıcaklık aradığı, ve Kudüslülerin tanıdık bir tat peşinde olduğu bir hikâyeydi. Belki bu yüzden bu adım insanları etkiliyor – yemek yiyecek bir yer kaybolduğu için değil, hissetmek için bir yer kaybolduğu için.
Şimdi, Yosef Ben Matityahu Caddesi’nden geçerken, Zoharei Hama Sinagogu’nun önünde, tencerelerin hafif sesi duyulur gibi – belki bir hayalin sesi de. Ve gerçekten yemek pişiren herkes bilir: hiçbir tat tamamen kaybolmaz. Tat, özlem ve hafıza kalır.
Peki Hamotzi? Ve Avi Levy?
Sadece yeni bir yola çıkıyorlar – daha sessiz, daha kişisel, ama tavada kızaran soğanın kokusu her zaman yeni bir başlangıcın işareti olacaktır.


