Kudüs’te Yeni Bir Sokak, Küresel Bir Hikaye

Yitzhak Navon İstasyonu yakınındaki bir sokak Prof. Nehemia Levtzion’un adını aldı ve eğitimin toplumsal rolünü öne çıkarıyor
Kudüs’te Yitzhak Navon İstasyonu yakınında Prof. Nehemia Levtzion adına verilen sokağın açılış töreni
Kudüs Belediye Başkanı Moshe Lion, Yitzhak Navon İstasyonu yakınında Prof. Nehemia Levtzion Sokağı’nın açılış töreninde (Photo: Arnon Busani)

Şehirler her zaman yönlerini büyük açıklamalarla belirlemez. Kudüs’te çoğu zaman bu, kamusal alanda alınan sessiz ama anlam yüklü kararlarla yapılır. Bu hafta, Yitzhak Navon tren istasyonu yakınında yer alan yeni bir sokağa Prof. Nehemia Levtzion’un adı verildi. Uluslararası alanda tanınan bir akademisyen olan Levtzion’un etkisi, üniversite dünyasının ötesine geçerek İsrail toplumunun yapısına kadar uzandı.

Bir sokağa isim verilmesi yüzeyde sıradan bir belediye işlemi gibi görünebilir. Ancak Kudüs’te bu tür adımlar, şehrin hangi değerleri öne çıkardığına dair açık bir kamusal mesaj niteliği taşır. Levtzion’un adının merkezi bir ulaşım noktasında yer alması, hafıza ile günlük hareketi, bilgi ile toplumsal gerçekliği birbirine bağlar.

Kudüs’te sokak isimleri neden bu kadar önemlidir?

Kudüs’te sokak isimleri, kentin kolektif hafızasını şekillendirir. Hangi isimlerin günlük hayata dahil olacağını, hangi mirasların kamusal alanda görünür olacağını belirler. Prof. Nehemia Levtzion bir siyasetçi ya da devlet yetkilisi değildi. Batı Afrika’da İslam, din-toplum ilişkileri ve yönetim üzerine çalışan, uluslararası saygınlığa sahip bir akademisyendi.

Araştırmanın ötesinde Levtzion, bilginin toplumsal bir sorumluluk taşıdığına inanıyordu. Ona göre eğitim yalnızca akademik bir hedef değil, farklı topluluklar arasında köprü kurmanın bir yoluydu.

Açılış töreninde Kudüs Belediye Başkanı Moshe Lion, “Prof. Levtzion sadece kültürleri incelemedi, İsrail’de bütün toplulukların geleceğini şekillendirdi. Vizyonu ve onu takip eden adımlar, ultra-Ortodoks kesimden binlerce erkek ve kadına yükseköğretimin kapılarını açtı ve birçok aileye farklı bir gelecek için gerçek bir fırsat sundu,” dedi.

İsrail’de ultra-Ortodoks topluluk için yükseköğretim neden merkezi bir konu?

Levtzion’un en önemli katkılarından biri, ultra-Ortodoks topluluk için yükseköğretime erişimi genişletmesi oldu. Bu konu hassas ve tartışmalı kabul edilirken, entegrasyonun zorlamayla değil, kültürel hassasiyet ve güvenle mümkün olduğunu savundu.

Bu yaklaşım sayesinde binlerce ultra-Ortodoks öğrenci, dini kimliklerinden vazgeçmeden akademik dünyaya adım atabildi. Bugün İsrail’de istihdam, sosyal hareketlilik ve ekonomik gelecek tartışmalarında yükseköğretim, bu topluluk için kilit bir başlık olmayı sürdürüyor.

Kudüs Ultra-Ortodoks Koleji’nin eski dekanı Adina Bar-Yosef, Levtzion’un mirasını ahlaki bir çerçevede değerlendirdi. Maimonides’e atıfla, en yüksek hayırseverliğin insanın kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak olduğunu söylediğini aktardı ve Levtzion’un tam olarak bunu başardığını vurguladı.

Kudüs’teki yerel bir hikaye nasıl küresel bir tartışmanın parçası oluyor?

Prof. Nehemia Levtzion’un hikayesi yalnızca Kudüs’e ya da İsrail’e özgü değil. Dünyanın birçok kentinde benzer sorular soruluyor: Muhafazakâr toplulukların kimliği korunarak eğitime erişim nasıl genişletilir, bilgi toplumsal dönüşümün aracı haline nasıl getirilir?

Bu bağlamda Kudüs’teki yeni bir sokak, eğitim ve kimlik üzerine süren küresel tartışmanın bir simgesine dönüşüyor. Yoğun bir tren istasyonunun yanında yer alması, günlük hareketliliği köprüler kurmaya adanmış bir isimle buluşturuyor.