Alçak girişler ve eski balkonlar arasında, bakımlı ve ihmal edilmiş avluların arasında, Kudüs’ün Nahlaot mahallesi kışın doruğu ile yaklaşan bahar arasındaki geçişte, sanki başka bir dünyadan gelmiş gibi görünen saksıları ortaya koyuyor. Ahşap çekmeceler, geri dönüştürülmüş kovalar, çatlamış toprak saksılar, artık kullanılmayan bir futbol topu, içecek kutuları ve eski ayakkabılar, hepsi canlı ve nefes alan yeşilliklerle dolu bitki kaplarına dönüşmüş durumda.
Adaçayının kokusu Kudüs’teki Gezer Caddesi’nin serin kış havasına karışıyor; biberiye, za’atar yaprakları ve çalı pelini olarak da bilinen shiba bitkisiyle birlikte. Tümü Nahlaot mahallesindeki yaratıcı bir saksıda bir araya gelmiş, yanındaki küçük kapta ise maydanoz ve kişnişin genç demetleri büyüyor.
Ot Yetiştirmek Kudüs’te Günlük Hayatı Nasıl Yansıtıyor?
Bu, neredeyse fark edilmeyen günlük bir manzara; ancak Kudüs’teki bir mahalle ve sakinleri hakkında daha büyük bir hikâye anlatıyor. Tarlası olmasa bile toprağa dokunma ihtiyacının insanî bir öyküsü. On dokuzuncu yüzyılın ortalarında kurulan Nahlaot mahallesinde ot yetiştirmenin bir olgusu.
Buradaki evlerin çoğu, ortak bir avlu ve bahçe etrafında topluluk düzeninde inşa edilmiş. Eski Şehir surlarının dışına çıkışla gelen tarihî sarsıntı, yakınlık ve birlikte yaşam sayesinde yatışmış. Limon verbenası ve nane ortak çaya konulurdu. Zeytinyağıyla za’atar yaprakları pideye siner, hafızayı korurdu. Biberiye kaynatması baş ağrılarını hafifletmek ve patates yemeklerini zenginleştirmek için hazırlanırdı. Maydanoz ve kişniş, Kudüs’ün günlük mutfağının temelini oluşturur; küçük bahçe, mutfak ve sağlık arasında doğrudan bir bağ kurardı. Kekik solunum için, fesleğen sindirim için, frenk soğanı ise salatalarda antioksidan olarak kullanılırdı. Kısacası, kapının hemen arkasında eksiksiz bir eczane.
Kudüs Sakinleri Neden Saksılarda Ot Yetiştirmeyi Tercih Ediyor?
Bugün ot yetiştirenler çiftçi ya da bahçıvan değil. Kiracılar, emekliler, genç aileler, sanatçılar ve akşamları Kudüs’ün merkezindeki küçük dairelerine dönen teknoloji çalışanları. Onları birleştiren şey, doğayla bağ, anlamlı bir şey yapma hissi ve bir şeylerin kendi emekleriyle büyüdüğünü bilmek.
Bu küçük ölçekli tarım para tasarrufu için değil, gösteriş için de değil. Yavaşlama, sorumluluk ve ritim ihtiyacına yanıt verir. Sabah sulama, akşam budama, yeni bir yaprağı ve yükselen bir sapı izleme. Gürültülü, yoğun ve zaman zaman gergin Kudüs gerçekliğinde, bir saksı sakinliğin mekânına dönüşür.
Saksılarda ot yetiştirmek, şehirle aidiyet kurma ve kökleri derinleştirme eylemidir; kap içinde olsa bile. İnsan ile bitki arasındaki ilişkiyi, süreklilik taşıyan günlük pratikle ifade eder. Toprakla kaplanan ellerin küçük bir ritüeli, kapı eşiğinde yeşil bir koku ve doğanın aracısız biçimde Kudüs’ün içinde var olabileceği hissi.
Daha geniş bakış, insanların bugün basit bir anlam arayışına dokunur. Büyük bir ideoloji değil, yeşil bir yaprak. Bir devrim değil, ekim. Nahlaot mahallesindeki ot saksıları, sakin ve dikkatli bir kentsel yaşamın modelini sunar. Küçük de olsa bir şeyi büyütmeye, sessiz de olsa, ve onu kendi ritmiyle büyümeye bırakmaya dair sürekli bir davet.


