Birden fazla kişinin aynı anda katıldığı anonim sesli sohbetlerin yer aldığı bir uygulamada, son günlerde rehinelerin ve esaretten dönen kişilerin fotoğrafları, gençler tarafından yürütülen alaycı konuşmalar eşliğinde ekranda yer alıyor. Görüntüler ekranda kalırken, sohbetler doğrudan bu fotoğraflar etrafında şekilleniyor.
Sohbet odalarında açlık ve gıda yetersizliği üzerine şakalar yapılıyor. Konserve yiyecekler, neredeyse boş kutular, bezelye ve fasulye tekrar tekrar anılıyor; zayıf ve güçsüz bedenler hakkında yorumlar yapılıyor. Bazı katılımcılar acı seslerini taklit ederken, diğerleri gülüyor ve konuşmaların tonu herhangi bir müdahale olmaksızın sürüyor.
Bu sohbetlerde Kudüs’ten esaretten dönen Ram Braslavsky’nin adı da, diğer hayatta kalanlarla birlikte geçiyor. Bu anmalar haber ya da bilgi bağlamında değil, ekranda görünen fotoğraflar eşliğinde yürütülen gündelik konuşmaların bir parçası olarak yapılıyor ve bazı anlarda tamamen zalim bir nitelik kazanıyor.
Ekranda Şiri Bibas ve iki oğlu Kfir ile Ariel’in, Gazze’de esaret altında hayatını kaybeden rehinelerin fotoğrafları belirdiğinde bile, sohbetler aynı şekilde devam ediyor.
Anonim Uygulama ve Esaretten Dönenlerle Alay – Gençler Travmaya Neden Gülüyor?
Bu durum tesadüfi değil ve tek bir uygulamayla sınırlı değil. Anonimlik, sorumluluk duygusunu büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. İsim yok, yüz yok, anında bir sonuç yoksa, aşırı söylemler daha kolay dile getiriliyor ve ahlaki sınırlar hızla geri çekiliyor.
Bazı gençlerde duygusal donukluk da etkili oluyor. Savaş, kaçırılma ve ölüme uzun süre maruz kalmak her zaman empatiyi artırmıyor. Bazı durumlarda bu, duygusal mesafeye yol açıyor ve alay, başa çıkma yöntemi haline geliyor.
Grup dinamikleri bu davranışı daha da güçlendiriyor. Kalabalık sesli sohbetlerde sınırları zorlamak ödüllendiriliyor. Daha ileri gidenler dikkat çekiyor, durdurmaya çalışanlar ise bastırılıyor. Zamanla alay normalleşiyor, ekranda gerçek insanların acısı açıkça görülse bile.
Burada bir güç unsuru da var. Aşırı çaresizlik yaşamış kişilerle alay etmek, geçici bir üstünlük hissi sağlıyor. Bu, dijital ortamda da olsa grup davranışlarında iyi bilinen bir örüntü.
Uygulamanın kendisi bu zalimliği yaratmıyor, ancak onun kesintisiz biçimde sürmesine olanak tanıyor. Denetim, müdahale ya da yetişkin varlığı olmadan, Gazze’deki esaretle bağlantılı ulusal travma gündelik sohbetin parçası haline geliyor ve ifade özgürlüğü ile açık zalimlik arasındaki çizgi hızla bulanıklaşıyor.


